Kıdem Tazminatı Konusunda Patron Ne Diyor?

Kıdem tazminatı konusunda işveren ve işletme yöneticileri ne düşünüyor? İşveren kıdem tazminatı ödemelerini ne şekilde yapmak istiyor?

Kıdem tazminatındaki bilinmezler devam ederken verenin ve işçinin kıdem tazminatı konusunda farklı talepleri dile getiriliyor. İşveren mali yükün azaltılmasını isterken işçi ise tazminat hakkının daha kolay elde edilebilmesini talep ediyor.

Mevcut duruma göre kıdem tazminatı, son işyerinde en az 1 yıl çalışmak koşuluyla emeklilikte, vefat halinde veya işveren tarafından işten atılma durumunda, her bir yıl için 30 günlük ücretin brüt tutarı kadar ödenebiliyor. Bunun bir üst sınırı bulunuyor. Bunun dışında kıdem tazminatı alabilmek için işçinin haklı bir nedenle iş akdini feshetmesi veya erkeklerin askerlik, kadınların da evlendikten sonra 1 yıl içinde istifa etmesi durumunda ödenebiliyor. Ayrıca yaş dışındaki emeklilik koşullarını yerine getiren işçiler de kendi isteğiyle işten ayrıldığında kıdem tazminatı alabiliyor.

Türkiye’de ilk defa 1936 yılında yürürlüğe giren ve başlangıç aşamasında işveren ve işçi tarafları açısından dengeleri gözeten bir uygulama olarak ortaya çıkan kıdem tazminatı zaman içerisinde değişikliğe uğradı. Kıdem tazminatı ödemesine, işsizlik sigortası ve iş güvencesinin de eklenmesiyle, işverenin maliyetleri yükseldi ve mali yükü arttı. Türkiye’de istihdam vergilerinin ve kıdem tazminatının yüksekliğinin özellikle ekonomik dalgalanma dönemlerinde işverenlerin ödeme güçlüğüne düşmesinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor.

Kıdem Tazminatı Konusunda İşveren Ne Diyor?

İşveren kesimine göre, kıdem tazminatı müessesesi, kazanılmış haklar korunarak yeniden düzenlenmeli, işletmeler üzerindeki kıdem tazminatı yükü hafifletilmeli. İster kıdem tazminatı fonu oluşturulsun, iste fon dışında farklı bir çözüm yolu bulunsun, yılda 30 günlük ücret üzerinden hesaplanan mevcut yük azami 15 günlük ücret tutarına indirilmeli görüşü dile getiriliyor.

Patronlar Mali Yükün Azaltılmasını İstiyor

Yeni düzenlemenin yürürlük tarihine kadar olan kıdem tazminatı hakları mevcut düzenleme çerçevesinde korunmalı, yürürlük tarihinden sonraki çalışılan süreye ait veya işe yeni girenler için ödenecek kıdem tazminatı, örneğin her tam yıl için mevcut gün sayısının yarıya indirilmesi suretiyle azaltılmalı ve tavan da bu orana göre yeniden değerlendirilerek mevcut uygulama düzeni sürdürülmelidir. Dolayısıyla, ekonominin lokomotifi olan işletmelerin üzerindeki yüklerin azaltılarak ve kıdem tazminatı konusundaki hassasiyetlerinin gözetilerek devam edilmesi ve bu sayede işletmelerin rekabet gücünün arttırılması ve çalışma barışının korunacağı bir düzenlemeden yana olduğunu dile getiriyor.